23 Kasım 2008 Pazar

Ankara'nın mısır tanelerinden Özsüt'ün Aynası'na



"Mısır alalım kanka, şöyle bol soslu olsun..tamam tamam seninki sade olsun.."


Hani bahsettiğimiz Konur Sokakta köşebaşındaki mısırcı var ya, oradan mısır almak için harcadığımız bir gün vardır hatırlar mısın? Söz verilmiş bir tatlı da vardır sana, ve o gün telaşım karışıyor tatlıya..Nedense bir de mısır diye tutturuyoruz cebimizdeki bozuk paralara..




Mısır iyi hoş da (sarımsak sosu koydurmayın zira hoş olmuyor) tatlının, tatlıların ve her çeşit çikolataların tadı bir başka..


"hayatım şu dünyada bir tek sen varsın güzel olan, bir de çikolata :)) "




tatmadığım tatlı kalmasın diye diyar diyar gezmeyi kendine şiar edinmiş biri olarak, Ankara'da bu pasta, tatlı ve çikolata işini iyi yapan az sayıda mekan/ pastane mevcuttur. Biri de, bir Ankaralı'nın iyice bildiği üzere geleneksel sütlü tatlılarıyla ünlü Özsüt'tür.. Kendilerinin reklama ihtiyaçları olmadığı kesin Mısırcı çocuk gibi.. Bu da esasen yeme-içme işinin istihdam/emek ve yoksulluk/lüks arası çelişkilerin bir boyutu maalesef. Muhteşem tadları düşlemeye bile vakti olmayan hatta sattığı mısırların tadına yabancılaşmış bir çocuk var karşımızda, kuşkusuz Özsüt çalışanları da aynı durumda..




"Bu pastalardan beni alıkıyocak hiçbir şey tanımıyorum" diyordu bir arkadaşım. Allahtan şeker hastası değilim! diye de ekliyor.. Güzel olana engel olan her şeyi korusun bizden diyoruz.. ve devam ediyoruz..




Tamam dostlarım geliyorum Özsüt'ün Aynası'na.. kendisi ödül almış bir pastamızdır. (http://ya2004.yeniasir.com.tr/09/09/index.php3?kat=ege&sayfa=pazar6&bolum=guide)


Buradan başlasak.. Önce biraz tedirgindim, ne başarı heyhat! Ya bu kadar güzel bir şey değilse..Ödül alan her şeye karşı önyargılarımız pastaya olan güvenimizi de sarsmış galiba.. Neyse ki insanoğlunun damak zevki halihazırda başka oyunlara alet olacak türden değil..Hele ki millet olarak yemeye düşkünsek.. Şükür diyoruz..




Ufak bir porsiyon , frambuazlı bu özel tat kime yeter ki?

"Tadı damağımda kaldı" sözünün tam da karşılığını hissediyorum.. Oh bee..

Ve son olarak yolunuz düşerse ki düşsün, tatmaya oldukça değer diyorum..

Bu arada adres mi? Mısırcı çocuğu geçtikten sonra Yüksel caddesinden ilk sağdaki sokak, Selanik caddesi oluyor..(pek çok yerde de şubesi var malumunuz)



Tekrar, ünlü pastamız "Özsüt'ün Aynası" nı tebrik ediyorum..Efendim afiyet olsun..














22 Kasım 2008 Cumartesi

dane dane mısırlar


Ankara gün geçtikçe seyyar gıda satıcılarına mekan oluyor.En özgür mekanlardan bahis açacağım size yani sokaklardan...Gerçi bu özgürlüğü Ankara'nın ayazı bozabiliyor.Karanfil sokakta görebileceğiniz mısırcılardan bahsedeceğim.Önce tereddütle yaklaşmıştım bu lezzete.Kübra ise çok daha cesaretli şöyle ki aldığı bardak mısıra "bütün soslardan"kattırıyordu.Mısır çok güzel bir yiyecek kanımca:) bir de dişlemenize gerek kalmadan bardakta sunulması da güzel oldu.Yalnız alacağınız yer test edip onayladığınız yer olmalı geçenlerde bardak mısırcımızı değiştirdik,hazırlayan çocuk keş gibi bir şeydi yaptığı mısır bir şeye benzemedi.Tavsiyem insan hakları evrensel bildirgesini okuyan kadın heykelini bilirsiniz(mülkiyeliler önü de diyebiliriz) onun yanındaki çocukcağız iyi yapıyor bu işi.Narekşisi kattırmak yeterli belki biraz da acı.1,5 tl afiyet ossun efem...Canınız çekerse hemen solda bir de sahlepçi olacak kışın iyi gider;)

not:yurtdışında önceden çıkmış olan bu durumun bizde yaygınlaşması bir sürü insana iş çıkması açısından çok iyi, destekliyorum...yiyerek:D

16 Kasım 2008 Pazar

neden?

Biz iki eski dost; çoğu zaman sıkılmış, bunalmış ve sıklıkla sokaklara kendini atmış gezinen iki öğrenci(dik)olarak;
yeme- içme alışkanlığını yemekleri-mekanı-zamanı tüketme olarak algılamayıp üzerine kafa yoran sıradan işlerle uğraşmaktayız..

düşündük ki paylaşalım, yiyelim içelim.. tabiki eleştirelim..
şimdiden afiyet olsun

Neden?


Kübra ve Gülşah adlı iki dost yıllardan beri Ankara'da yaşam sürmektedirler.Beraber vakit geçirmeyi seven bu iki insanın kah birbirleriyle kah diğer candan arkadaşlarıyla buluşmak sohbet etmek için çeşitli mekanlara ihtiyaçları vardır.Bu mekanların kalite ve anlayışına olan eleştirileri bir yana! hayatlarının büyük kısmında öğrenci olageldiklerinden dolayı gittikleri bu mekanlarda tabiri caizse büzüşmüş yemeklere o kadder para verme konusundan muzdariplerdir.Aralarında kimden çıktığı henüz tespit edilememiş "gurme"esprisini daima yaparlar.Şöyle ki

Bir mekana gidilir...Yiyecekler güzeldir mesela ama cep delik cepken delik misali iş hesap ödemeye gelince "biz gurmeyiz"geyiği yapıp para vermek istemezler...yediklerini içtiklerini yazarak geçinmek isterler ,bu hayallerinde izledikleri ratatouille adlı animasyonunun da bilnçaltlarına işlediğini varsayabiliriz.

Ne de uzattım...ben(Gülşah) ve Kübra bu blogda Ankara'da gittiğimiz mekanları dilediğimizce eleştireceğiz belki gerçekten gurme oluruz :P ayrıca bazen nereye gitsek dediğimiz zamanlar oluyor siz sayın okurlardan da yorum ve tavsiye alabiliriz...saygılar ve de hoşbulduk !
 

biz gurme olmak istiyoruz! Copyright © 2009 Cookiez is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template